|
Kinyas ve Kayra (devamı) |
Sorarlarsa, "Ne iş yaptın bu dünyada ?" diye, rahatça verebilirim yanıtını:
"Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."
`Dünyanın en eski mesleği fahişelikse, dünyanın en eski hayal kırıklığı da aşktı. ``
``Daha anlayamamıştı sonunda ölüm olan bir hayatta mutlu son olamazdı. Kimse için. Ama yine de insanlar, kendilerini kandırmak için hayatlarını dönemlere bölüyorlar ve ancak o dönemlere mutlu sonlar uydurabiliyorlardı. Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikâyenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdi... ``
"Topraktan nefret ediyorum.Attığım her adımda bugüne kadar içine gömülmüş ve karışmış milyarlarca yaratığı düşünüyorum. ölümün üstünde yürümeyi sevmiyorum. ve dünya aklıma sadece bunu getiriyor, içine gömdüğü milyarlarca ölüyle. birinin burnu, diğerinin ayakları. bunların üzerine basarak gidiyor milyarlarca insan işine..., okuluna. hepimizin bastığı yerde bir ceset var. hepimizin altında bir ölü var. insanlık gömdüğü yakınlarının üzerinde yürüyor. insanlık ölümün üstünde duruyor. koşuyor, spor yapıyor..."
``Arkasında hiçbir teşkilatlı güç bulunmayan parmak, tetiği çekip, tek başına bir insanın sahip olabileceği bütün deliliği göstermeli. uyuyan halkların yataktan düşme zamanı geldi. gözkapaklarının jiletlerle kesilmesinin zamanı. ebedi uykusuzluk zamanı. şimdi suikast zamanı... ``
''hiçbir şey yok!hiçbir şey yok!hiçbir şey yok!artık zamanı geldi.artık acı zamanı.şiddetin şiiri duyulmalı,kargaşa başlamalı,insanlar ağlamalı.dünya üstündekileri kusturacak kadar hızlı dönmeli."
kayra
` Bırakın beni! Dinlendim`` dedim
`` Altı ay!`` dedi.
`` Yatacaksın.``
`` Yatarsan kalkamam ! ``dedim.
`` Biz seni uyandırırız `` dedi.
" Dişlerimiz olduğu için ısırıyoruz.
Bu yüzden bu kadar vahşiyiz...
Gözlerimiz olduğu için hayran kalıyoruz.
Bu yüzden bu kadar aşığız..."
`Ben
sadece fazlasıyla ciddiye almıştım, küçükken babamın bana birini
üzdüğümde söylediği o sözü. "Kendini karşındakinin yerine koy." Ve ilk
başlarda bunu o kadar çok yapmıştım ki, bir gün dönüş yolunu yani
"kendimi" bulamadım.``
``Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı.Kimsenin onları çözecek kadar tırnakları yok.Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan.Kendimi bilmeyi biraktim.Ölümü bilmek ve anlayabilmek bile daha kolay.... Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gidiyorum.``
`Gittim,
caz dinledim. Duke Ellington'ın plağıyla kendilerini ke sen kadınları
gördüm... Benim adım yok. Çünkü ben yokum. Delir-dim. Yetmedi.
Delirttim. İğrendirdim. Dünya bendim. Acıyı incele dim üniversitelerde.
Üç ayrı okulda, üç yıl. Sonra acıttım akademik kariyerleri ve tabiî ki
kendiminkini. Ne çalışmak, ne de bir işe ya ramak. Hiçbirine inanmadım.``
`Sorarlarsa, "Ne iş yaptın bu dünya da?" diye rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum ve hiç birine çarpmadan geçtim aralarından.``
``Sözlerimin sonunu duymadığın zaman...
Cümlelerimin sonunu duymadığın zaman.
Değiştiriyorum son kelimelerimi...
Değiştiriyorum sonumu.``
"Ne kadar yalnızsan o kadar uzağa gidersin. ne kadar terk edersen o kadar ölürsün."
``Dünya bir karambol ve kimseye çarpmadan yürümeye çalışmaktansa kollarımı daha da açarak herkesi devirmeyi tercih ediyorum.``